Ara
to roll in
01
varmak, çıkagelmek
to arrive at a location, often late or unexpectedly
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
hareket fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
in
temel fiil
roll
şimdiki zaman
roll in
3. tekil kişi
rolls in
şimdiki zaman ortacı
rolling in
basit geçmiş zaman
rolled in
geçmiş zaman ortacı
rolled in
Örnekler
The party was in full swing when she decided to roll in with her friends.
Parti tam gaz devam ederken o, arkadaşlarıyla çıkageldi.
02
akın etmek, doluşmak
to attract in large numbers, typically used to describe the flow of money or requests
Intransitive
Örnekler
With the expansion of the online store, orders began to roll in from customers all over the country.
Çevrimiçi mağazanın genişlemesiyle birlikte, ülkenin dört bir yanından müşterilerden siparişler yağmaya başladı.
03
sarmak, kaplamak
to become completely surrounded by clouds or fog
Intransitive
Örnekler
The countryside took on an eerie beauty as the fog rolled in.
Sis çökerken, kırsal alan ürkütücü bir güzellik kazandı.



























