raven
ra
ˈreɪ
rei
ven
vən
vēn
rivenramen

"raven"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Raven
01

kuzgun

a large black bird belonging to the crow family with shiny feathers and a loud unpleasant call 
raven definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
hayvan
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
ravens
Örnekler
The raven perched atop the gnarled branch, its glossy black feathers glistening in the moonlight. 

Kuzgun, düğümlü dalın tepesine tünedi, parlak siyah tüyleri ay ışığında parlıyordu.

raven
01

simsiyah

(especially of hair) shiny and black in color 
raven definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most raven
karşılaştırma derecesi
more raven
derecelendirilebilir
Örnekler
She had long, raven hair that gleamed in the sunlight. 

Güneş ışığında parlayan uzun, parlak siyah saçları vardı.

to raven
01

oburca yemek, hırsla yemek

to eat greedily or ravenously 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
raven
3. tekil kişi
ravens
şimdiki zaman ortacı
ravening
basit geçmiş zaman
ravened
geçmiş zaman ortacı
ravened
Örnekler
He ravened the meal as soon as it was served. 

Yemek servis edilir edilmez onu oburca yedi.

02

oburca yemek, yırtıcıca yemek

(often of animals) to feed greedily 
Örnekler
Predators raven on prey in winter when food is scarce. 

Yırtıcılar, yiyecek kıt olduğunda kışın avları oburca yerler.

03

yağmalamak, talan etmek

to prey on, hunt, or plunder 
Örnekler
The army ravened the countryside. 

Ordu kırsalı yağmaladı.

04

gaspetmek, zorla almak

to seize, take, or obtain by violence or force 
Örnekler
The rebels ravened the treasury. 

Asiler hazineyi yağmaladı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store