raven
ra
ˈreɪ
rey
ven
vən
ven
/ˈreɪvən/

"raven"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Raven
01

kuzgun

a large black bird belonging to the crow family with shiny feathers and a loud unpleasant call
raven definition and meaning
Örnekler
The raven's keen eyes spotted a carcass in the distance, alerting other scavengers to the feast.
Kuzgunun keskin gözleri uzaktaki bir leşi fark etti, diğer leş yiyicileri ziyafete çağırdı.
raven
01

simsiyah

(especially of hair) shiny and black in color
raven definition and meaning
Örnekler
The heroine in the novel was described as having raven hair.
Romandaki kadın kahramanın kuzguni saçlara sahip olduğu anlatıldı.
to raven
01

oburca yemek, hırsla yemek

to eat greedily or ravenously
Örnekler
They ravened on the feast at the festival.
Onlar festivaldeki ziyafeti oburca yediler.
02

oburca yemek, yırtıcıca yemek

(often of animals) to feed greedily
Örnekler
The foxes ravened in the barnyard.
Tilkiler ahırda oburca yediler.
03

yağmalamak, talan etmek

to prey on, hunt, or plunder
Örnekler
The invaders ravened the village without mercy.
İstilacılar köyü acımasızca yağmaladılar.
04

gaspetmek, zorla almak

to seize, take, or obtain by violence or force
Örnekler
He ravened control of the territory.
O, bölgenin kontrolünü kapıştı.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store