to puzzle
pu
ˈpʌ
pa
zzle
zəl
zēl
unmuzzle

"puzzle"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to puzzle
01

hayrete düşürmek

to confuse someone, often by presenting something mysterious or difficult to understand 
Transitive: to puzzle sb
to puzzle definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
puzzle
3. tekil kişi
puzzles
şimdiki zaman ortacı
puzzling
basit geçmiş zaman
puzzled
geçmiş zaman ortacı
puzzled
Örnekler
The riddle puzzles her. 

Bilmece onu şaşırtıyor.

02

kafa yormak, şaşkına dönmek

to feel unsure or confused about what to do or how to respond in a situation 
Intransitive: to puzzle over sth
Örnekler
They puzzled over the strange message, unsure of its meaning. 

Onlar, garip mesaj üzerine kafa yordu, anlamından emin değillerdi.

Puzzle
01

yapboz, bulmaca

a game that needs a lot of thinking in order to be finished or done 
puzzle definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
puzzles
Örnekler
Solving a crossword puzzle can be a fun way to test your vocabulary and problem-solving skills. 

Bir bulmaca çözmek, kelime dağarcığınızı ve problem çözme becerilerinizi test etmenin eğlenceli bir yolu olabilir.

02

bulmaca, yapboz

a particularly baffling problem that is said to have a correct solution 
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store