Ara
plump
01
tombul
(of a person) having a pleasantly rounded and slightly full-bodied appearance
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
plumpest
karşılaştırma derecesi
plumper
derecelendirilebilir
Örnekler
She had a plump face with rosy cheeks that gave her a youthful appearance.
Yanakları pembe, dolgun bir yüzü vardı ve bu ona genç bir görünüm veriyordu.
Plump
01
su kuşu sürüsü
a group or flock of wildfowl
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
hayvan
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
plumps
Örnekler
A plump of ducks rested on the lake.
Bir sürü ördek gölde dinleniyordu.
02
şap, güm
the sound made by a sudden, heavy fall or drop
Örnekler
There was a loud plump as the stone hit the water.
Taş suya çarptığında yüksek bir şapırtı sesi çıktı.
to plump
01
seçmek, tercih etmek
to support, select, or endorse one option from a group or number
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
plump
3. tekil kişi
plumps
şimdiki zaman ortacı
plumping
basit geçmiş zaman
plumped
geçmiş zaman ortacı
plumped
Örnekler
She decided to plump for the classic design.
Klasik tasarım için tercih etmeye karar verdi.
02
şişirmek, doldurmak
to make something or someone fat, full, or rounded
Örnekler
The chef plumped the chicken before roasting.
Şef tavuğu pişirmeden önce şişirdi.
03
birdenbire bırakmak, gürültüyle koymak
to set something down suddenly, often producing a sound
Örnekler
He plumped the book onto the table.
Kitabı masanın üzerine bıraktı.
04
birdenbire düşmek, gürültüyle yere düşmek
to fall or drop abruptly
Örnekler
The fruit plumped from the tree.
Meyve ağaçtan düştü.
plump
01
tam, dosdoğru
straight down, especially with heaviness
dil bilgisi bilgileri
Örnekler
The apple fell plump into the basket.
Elma dikine sepete düştü.
Leksikal Ağaç
plumpness
plump



























