passion
pa
ˈpæ
pe
ssion
ʃən
şen
/ˈpæʃən/

"passion"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Passion
01

tutku, düşkünlük

a powerful and intense emotion or feeling toward something or someone, often driving one's actions or beliefs
passion definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
passions
Örnekler
Teaching with passion, he inspired his students to pursue their dreams and goals.
Tutku ile öğreterek, öğrencilerini hayallerini ve hedeflerini takip etmeleri için ilham verdi.
02

ihtiras

sexual love to a great amount
passion definition and meaning
Örnekler
His passion for her was evident in every glance and gesture, showing a deep emotional attachment.
Tutkusu ona olan her bakışta ve harekette belliydi, derin bir duygusal bağlılık gösteriyordu.
03

tutku, şevk

a tendency to feel emotions with marked intensity
Örnekler
His passion often leads him to react strongly.
Tutkusu genellikle onun güçlü tepki vermesine yol açar.
04

aşırı düşkünlük

something intensely desired
Örnekler
Wealth was never his passion.
Zenginlik asla onun tutkusu olmadı.
05

Tutku, İsa'nın Tutkusu

the events and suffering Jesus endured leading up to and including the Crucifixion
Örnekler
The artwork depicts scenes from the Passion.
Sanat eseri, Tutku'dan sahneleri tasvir ediyor.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store