Ara
to outflank
01
kuşatmak, stratejik üstünlük sağlamak
to gain an advantage over someone, especially by using a clever strategy
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
outflank
3. tekil kişi
outflanks
şimdiki zaman ortacı
outflanking
basit geçmiş zaman
outflanked
geçmiş zaman ortacı
outflanked
Örnekler
Political opponents were outflanked by a sudden policy shift.
Siyasi rakipler ani bir politika değişikliğiyle kuşatıldı.
02
kuşatmak, kanat açmak
to maneuver around the side of an enemy force, position, or defensive line in order to gain a tactical advantage
Örnekler
The military strategist instructed the artillery to create a diversion, allowing infantry to outflank the enemy's main position.
Askeri stratejist, topçunun bir aldatmaca yaratmasını emretti, böylece piyade düşmanın ana pozisyonunu kuşatabilirdi.



























