Ara
La vue
[gender: feminine]
01
görme, görüş
capacité de percevoir les objets avec les yeux
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
dişil
çoğul biçim
vues
Örnekler
Les lunettes aident à améliorer la vue.
Gözlükler, görüşü iyileştirmeye yardımcı olur.
02
görüş, görme
l'action de regarder ou de percevoir par les yeux
Örnekler
Il exerce sa vue sur le paysage depuis la fenêtre.
Pencereden manzaraya bakışını yöneltiyor.
03
manzara, görünüm
ce que l'on peut voir d'un endroit, le panorama ou la perspective
Örnekler
Ils ont acheté la maison pour sa vue sur le lac.
Göl manzarası için evi satın aldılar.
04
bakış açısı, görüş
l'opinion, le point de vue ou la perspective d'une personne
Örnekler
Chacun a sa propre vue sur ce problème.
Herkesin bu sorun hakkında kendi görüşü vardır.
05
cephe, yükseklik
la façade, l'apparence ou le côté visible d'un bâtiment
Örnekler
La vue arrière de l' immeuble est simple mais élégante.
Binanın arka görünümü basit ama zarif.
Les vues
[gender: feminine]
01
niyetler, amaçlar
les intentions, les projets ou les ambitions de quelqu'un
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
dişil
çoğul biçim
vues
Örnekler
Elle nourrit de belles vues pour sa carrière.
O, kariyeri için güzel görüşler besliyor.



























