Ara
palpitant
01
heyecan verici, sürükleyici
qui fait battre le cœur, suscite de l'excitation ou de la tension
Örnekler
C'est un roman palpitant du début à la fin.
Baştan sona heyecan verici bir roman.
02
çarpıntılı, titreyen
qui bat ou palpite, en particulier pour le cœur ou un objet vibrant
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
şimdiki ortaç sıfatı
niteliksel
üstünlük derecesi
le plus palpitant
karşılaştırma derecesi
plus palpitant
derecelendirilebilir
eril tekil
palpitant
eril çoğul
palpitants
dişil tekil
palpitante
dişil çoğul
palpitantes
Örnekler
Le cœur palpitant annonçait son émotion.
Çarpan kalp, duygusunu açığa vuruyordu.
Le palpitant
01
kalp, yürek
organe qui pompe le sang dans le corps
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
eril
çoğul biçim
palpitants
Örnekler
Le palpitant bat rapidement après l'effort.
Kalp, efordan sonra hızlı atar.



























