inédit
01
yayımlanmamış, yayınlanmamış
qui n'a jamais été publié ou montré avant
Örnekler
Cette chanson est inédite.
Bu şarkı yayınlanmamış.
02
yeni, eşi görülmemiş
qui est nouveau, jamais vu ou entendu avant
Örnekler
Elle a proposé une idée inédite.
O, eşi benzeri görülmemiş bir fikir önerdi.



























