Ara
flatter
01
poğaçlamak, yağ çekmek
dire des choses agréables à quelqu'un pour le séduire ou lui plaire
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
flatte
1. çoğul kişi
flattons
gelecek zamanda 1. kişi
flatterai
şimdiki zaman ortacı
flattant
geçmiş zaman ortacı
flatté
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
flattions
Örnekler
Elle sait comment flatter les gens pour obtenir ce qu' elle veut
O, istediğini elde etmek için insanları nasıl pohpohlayacağını bilir.
02
okşamak, sevgi göstermek
caresser doucement ou montrer de l'affection par le toucher ou les paroles
Örnekler
Il adore flatter sa petite amie pour lui montrer son amour
Sevgisini göstermek için kız arkadaşını şımartmayı çok sever.
03
övmek, poğaçalamak
présenter quelque chose ou quelqu'un sous un aspect plus favorable qu'il n'est réellement
Örnekler
Le discours flattait la réputation de l' entreprise.
Konuşma şirketin itibarını poetize ediyordu.



























