appréhender
01
tutuklamak, yakalamak
arrêter ou capturer quelqu'un, généralement par la police
Örnekler
Les douaniers ont appréhendé une cargaison de contrebande.
Gümrük memurları bir kaçak mal sevkiyatını ele geçirdi.
02
korkmak
ressentir de la peur ou de l'inquiétude face à quelque chose
Örnekler
Elle appréhende ce voyage à cause de la tempête annoncée.
Endişe duyuyor bu yolculuktan dolayı ilan edilen fırtına yüzünden.
03
kavramak, anlamak
comprendre ou saisir intellectuellement quelque chose
Örnekler
Il appréhende la situation avec beaucoup de lucidité.
Durumu büyük bir berraklıkla kavrar.



























