activer
01
etkinleştirmek, devreye sokmak
faire fonctionner ou déclencher quelque chose
Örnekler
Ils ont activé le chauffage hier soir.
Onlar dün gece ısıtmayı aktive ettiler.
02
hızlandırmak, çabuklaştırmak
augmenter la vitesse ou l'intensité d'une action
Örnekler
Le coach a activé l' entraînement pour finir à temps.
Antrenör, zamanında bitirmek için antrenmanı hızlandırdı.
03
çalışmak, faal olmak
se donner du mal, se mettre à faire quelque chose avec activité
Örnekler
Nous nous activons pour organiser la fête.
Partiyi organize etmek için aktif oluyoruz.



























