jabotjumelage
jabotjumelage
jabot[n]

kursak,ingluvies

jachère[n]
jacinthe[n]

sümbül,bahar sümbülü

jacquette[n]

kitap kılıfı,kapak

jacquier[n]

jak meyvesi,tropikal meyve jak

jacuzzi[n]

jakuzi,sıcak küvet

jade[n]

yeşim,yeşim taşı

jadis[adv]
jaguar[n]
jaillissement[n]
jalapeño[n]

jalapeño,jalapeño biberi

jalousie[n]

kıskançlık,haset

jaloux[adj]

kıskanç,haset

jamais[adv]

asla,hiçbir zaman

jambe[n]

bacak,ayak

jambon[n]

jambon,domuz eti

janvier[n]

ocak,yılın ilk ayı

japon[n]

Japonya

japonais[adj][n]

Japon,Japonca • Japonca,Japon dili

jaquette[n]

smokin ceketi,resmi ceket

jardin[n]

bahçe,sebze bahçesi

jardinage[n]

bahçecilik,bahçe bakımı

jardinier[n]

bahçıvan,bahçeci

jarret[n]

topuk,ayak bileği eklemi

jasmin[n]

yasemin,yasemin

jauger[v]
jaune[adj][n]

sarı,sarı renkli • sarı,sarı renk

jaunir[v]

sarılaşmak,sarıya dönmek

javelliser[v]
jazz[n]

caz

je[pron]

ben

je vous en prie[phrase]
jean[n]

kot,jean

jenga[n]

jenga,jenga

jerky[n]

kurutulmuş et,jerky

jet[n]

atış

jet ski[n]

jet ski,su kayağı

jeter[v]

atmak,fırlatmak

jeton[n]

jeton,fiş

jeu[n]

oyun,maç

jeu de balle[n]

top oyunu

jeu de cartes[n]

kart oyunu,iskambil oyunu

jeu de mots[n]

kelime oyunu,cinas

jeu de rôle[n]

rol yapma,rol oyunu

jeu de société[n]

masa oyunu,sosyal oyun

jeu du chat[n]

kedi oyunu,kovalamaca

jeu télévisé[n]

yarışma programı,televizyon yarışması

jeu vidéo[n]

video oyunu,bilgisayar oyunu

jeudi[n]

perşembe,haftanın dördüncü günü

jeune[adj][n][adv]

genç,taze • genç,delikanlı • genççe,genç bir şekilde

jeûne[n]

oruç,açlık

jeunesse[n]

gençlik

joaillerie[n]
job[n]

iş,meslek

jogging[n]

koşu,jogging

joie[n]

sevinç,neşe

joignable[adj]
joindre[v]

katılmak,birleşmek

joint[n][adj]

contasız,sızdırmazlık contası • ekli,iliştirilmiş

jointure[n]

eklem,parmak eklemi

joli[adj]

güzel,hoş

jongler[v]
jongleur[n]

jonglör,hokkabaz

jonquille[n][adj]

nergis,fulya • nergis sarısı,aynı adlı çiçek gibi parlak sarı

joue[n]

yanak,yüz yanağı

jouer[v]

oynamak,eğlenmek

jouer avec le feu[phrase]
jouer la comédie[phrase]
jouer la montre[phrase]
jouer le joueur[phrase]
jouet[n]

oyuncak,oyuncak

joueur[n][adj]

oyuncu,katılımcı • oyuncu,şakacı

joufflu[adj]

tombul yanaklı,şişman yüzlü

jour[n]

gün,gündüz

jour de relâche[n]

tatil günü,izin günü

jour férié[n]

resmi tatil,bayram günü

journal[n]

gazete,günlük gazete

journal intime[n]

günlük,özel günlük

journal télévisé[n]

haber bülteni,televizyon haberleri

journalisme[n]

gazetecilik

journaliste[n]

gazeteci,muhabir

journée[n]

gündüz

jovial[adj]

neşeli,şen

joyeux[adj]

neşeli,mutlu

jubé[n]

jubé,koro bölmesi

jubilatoire[adj]
judaïque[adj]
judaïsme[n]

Yahudilik,Musevilik

judas[n]

göz deliği,kapı gözü

judiciaire[adj]

yargısal,yargı

judo[n]

judo,judo

juge[n]

hakim,yargıç

jugement[n]

yargı,hüküm

juger[v]

yargılamak,değerlendirmek

jugulaire[adj][n]

juguler,boyun damarına ilişkin • çene kayışı,çene bağı

juif[adj][n]

Yahudi,Musevi • Yahudi,Musevi

juillet[n]

temmuz,temmuz ayı

juin[n]

haziran,yaz başı ayı

jumeau[n][adj]

ikiz,ikiz kardeş • ikiz,çift

jumelage[n]
LanGeek
Uygulamayı İndir