Ara
El delirio
[gender: masculine]
01
sanrı, hezeyan
una creencia falsa fijamente sostenida que es resistente a la razón o a la evidencia contraria
Örnekler
No podías razonar con ella; su creencia era un delirio incorregible.
Onunla mantık yürütemezdin; inancı düzeltilemez bir deliryumdu.
02
hezeyan, sayıklama
un discurso o idea ilógica y sin sentido a menudo causada por fiebre o enfermedad
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
eril
çoğul biçim
delirios
Örnekler
El médico trató la causa del delirio para calmarlo.
Doktor, onu sakinleştirmek için deliryum nedenini tedavi etti.



























