chillar
01
çığlık atmak, bağırmak
gritar fuerte o emitir un sonido agudo
Örnekler
La profesora hizo callar a los alumnos que chillaban.
Öğretmen, bağıran öğrencileri susturdu.
02
bağırmak
llorar fuerte o ruidosamente
Örnekler
No dejes que el bebé chille, se va a asustar.
Bebeğin bağırmasına izin verme, korkacak.
03
bağırmak, çığlık atmak
que algo no combina o no armoniza
Örnekler
Esa bufanda chilla con tu abrigo negro.
Bu atkı siyah montunla uyuşmuyor.



























