Ara
El brillo
01
parlaklık, ışıltı
cualidad de reflejar luz o de destacar por su intensidad o atractivo
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
eril
çoğul biçim
brillos
Örnekler
El brillo del sol me cegó por un momento.
Güneşin parlaklığı beni bir anlığına kör etti.
02
dudak parlatıcısı, dudak parıltısı
producto cosmético o efecto que da a los labios un aspecto brillante y luminoso
Örnekler
Me puse un brillo en los labios antes de salir.
Çıkmadan önce dudaklarıma bir parlaklık sürdüm.
03
parıltı, ışıltı
reflejo o luz en los ojos que indica emoción, alegría o salud
Örnekler
Tenía un brillo en los ojos cuando recibió la noticia.
Haberleri aldığında gözlerinde bir parıltı vardı.



























