brillante
01
parlak, ışıltılı
que tiene un color muy intenso o luminoso
Örnekler
El sol hizo que las flores se vean más brillantes.
Güneş, çiçeklerin daha parlak görünmesini sağladı.
02
mükemmel
que es muy bueno, inteligente o sobresaliente
Örnekler
Tu presentación fue realmente brillante.
Sunumun gerçekten parlaktı.
El brillante
[gender: masculine]
01
elmas, pırlanta
piedra preciosa cortada que refleja mucha luz
Örnekler
Los niños admiraban los brillantes de la vitrina.
Çocuklar vitrindeki pırlantaları hayranlıkla izliyordu.



























