Ara
El vigilante
01
bekçi, gözetmen
persona que cuida o protege un lugar o propiedad
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
eril
çoğul biçim
vigilantes
Örnekler
El vigilante controla la entrada del edificio.
Gözetmen binanın girişini kontrol eder.
02
gözetmen, sınav denetçisi
una persona que supervisa un examen para asegurar que no haya trampas
Örnekler
Dos vigilantes estaban a cargo de la gran sala donde se realizaba la prueba.
İki gözetmen, testin yapıldığı büyük salondan sorumluydu.
03
vigilante, kendi başına adalet dağıtan kişi
una persona que toma la justicia por su propia mano, castigando delitos fuera de la ley
Örnekler
Un vigilante atrapó y golpeó al ladrón antes de que llegara la policía.
Bir vigilante, polis gelmeden önce hırsızı yakaladı ve dövdü.



























