Ara
calentar
01
ısıtmak
hacer que algo tenga más temperatura o esté más caliente
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzensiz
1. tekil kişi
caliento
3. tekil kişi
calienta
şimdiki zaman ortacı
calentando
basit geçmiş zaman
calenté
geçmiş zaman ortacı
calentado
Örnekler
El sol calienta la tierra durante el día.
Güneş, gündüzleri dünyayı ısıtır.
02
ısınmak
preparar el cuerpo con ejercicios suaves antes de hacer actividad física intensa
Örnekler
Vamos a calentar con estiramientos suaves.
Hafif esnemelerle ısınacağız.
03
ısınmak
realizar ejercicios o prácticas para preparar el cuerpo o la voz antes de una actuación
Örnekler
El pianista calienta los dedos con ejercicios técnicos cada mañana.
Piyanist her sabah teknik egzersizlerle parmaklarını ısıtır.



























