Ara
saber
[past form: supe][present form: sé]
01
bilmek, tanımak
tener conocimiento o información sobre algo
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
durum fiili
düzensiz
1. tekil kişi
sé
3. tekil kişi
sabe
şimdiki zaman ortacı
sabiendo
basit geçmiş zaman
supe
geçmiş zaman ortacı
sabido
Örnekler
Sabemos mucho sobre la historia de España.
İspanya'nın tarihi hakkında çok şey biliyoruz.
02
bilmek, yapabilmek
tener la capacidad o habilidad para hacer algo por conocimiento o práctica
Örnekler
Ellos saben conducir muy bien.
Onlar çok iyi araba sürmeyi bilir.
03
belirli bir tadı olmak, belirli bir lezzeti olmak
tener un cierto sabor o gusto en la boca
Örnekler
La fruta sabe fresca y dulce.
Meyve taze ve tatlı bir tada sahip.
04
öğrenmek, anlamak
enterarse o llegar a conocer una información o hecho
Örnekler
Me alegra saber que todo salió bien.
Her şeyin iyi gittiğini öğrenmek beni mutlu ediyor.
El saber
[gender: masculine]
01
bilgi
conjunto de conocimientos o información que una persona tiene
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılamaz
dilbilgisel cinsiyet
eril
Örnekler
Ella tiene mucho saber sobre historia.
Tarih hakkında çok fazla bilgi sahibidir.



























