alto
01
uzun, yüksek
que tiene gran altura o se encuentra a mucha distancia del suelo
Örnekler
Necesito una escalera más alta para alcanzar eso.
Ona ulaşmak için daha yüksek bir merdivene ihtiyacım var.
02
uzun, boylu
que tiene una estatura mayor que la media
Örnekler
Esa mujer alta es la profesora nueva.
O uzun kadın yeni öğretmendir.
03
yüksek, üst
que tiene una posición o nivel elevado en comparación con otro punto
Örnekler
La calidad del producto es muy alta.
Ürünün kalitesi çok yüksek.
04
yüksek, gür
high
Örnekler
No me gusta la música tan alta.
Müziği bu kadar yüksek sevmiyorum.
alto
01
yüksek, yüksekte
a gran altura o nivel
Örnekler
El globo voló alto hasta desaparecer.
Balon, kaybolana kadar yüksek uçtu.



























