presencialproductor
/ 14
presencialproductor
presencial[adj]

yüz yüze,bizzat

presenciar[v]

tanık olmak,şahit olmak

presentación[n]

sunum

presentador[n]

sunucu,program sunucusu

presentar[v]

sunmak,takdim etmek

presentar cargos[phrase]
presentarse a las elecciones[phrase]
presente[adj][n]

Şimdiki Zaman

preservación[n]

koruma,muhafaza

preservar[v]

korumak,muhafaza etmek

presidario[n]

mahkum,tutuklu

presidente[n]

başkan,reis

presión arterial[n]

kan basıncı,tansiyon

presión de grupo[n]

akran baskısı,grup etkisi

presionar[v]

baskı yapmak,lobi yapmak

preso[n]

tutuklu,mahkum

preso de conciencia[n]

vicdan mahkumu

prestación[n]

kredi,borç

prestación social[n]

sosyal yardım,sosyal güvence

préstamo[n]

kredi,borç

préstamo estudiantil[n]

öğrenci kredisi

prestar[v]

ödünç vermek

prestigioso[adj]

prestijli

presumido[adj]

kibirli,kendini beğenmiş

presunción[n]

varsayım,faraziye

presuponer[v]

varsaymak,önceden kabul etmek

presupuesto[n]

bütçe,planlanan miktar

prêt-à-porter[adj]

hazır giyim

pretender[v]

niyet etmek

prevalencia[n]

yaygınlık

prevención[n]

önleme,korunma

prevenir[v]

önlemek

preventiva[adj]

önleyici,önceden önleyici

preventivo[adj]

önleyici,koruyucu

prever[v]

önceden görmek,tahmin etmek

previsor[adj]

ileri görüşlü,tedbirli

previsto[adj]

planlanmış,tasarlanmış

prima[n]

kuzen (kadın)

primacía[n]

üstünlük,öncelik

primaria[n]

ön seçim

primate[n]

primat

primavera[n]

ilkbahar

primer ministro[n]

başbakan

primer número[n]

ilk numara,açılış

primer plano[n]

ön plan

primer plato[n]

başlangıç yemeği

primera clase[n]

birinci sınıf

primera infancia[n]

erken çocukluk,ilk çocukluk dönemi

primera persona[n]

birinci şahıs

primero[adj][adv]

ilk

primeros auxilios[n]

ilk yardım

primicia[n]

sürpriz haber

primo[n]

kuzen,erkek kuzen

princesa[n]

prenses,kral veya kraliçenin kızı

principal[adj]

ana,temel

príncipe[n]

prens,kral veya kraliçenin oğlu

principio[n]

prensip

principio activo[n]

etken madde

prioridad[n]

öncelik

priorizar[v]

öncelik vermek,önceliklendirmek

prisa[n]

acele,telaş

prisión[n]

hapishane,cezaevi

prisión preventiva[n]

tutukluluk,gözaltı

prisionero de guerra[n]

savaş esiri

prisma[n]

prizma,prizma

privada[n]

kapalı site

privado[adj]

özel,gizli

privar del derecho al voto[v]

oy hakkından mahrum etmek,oy verme hakkını elinden almak

privilegio[n]

ayrıcalık,imtiyaz

privilegio parlamentario[n]

parlamento ayrıcalığı

proa[n]

pruva,baş

proactivo[adj]

proaktif

probable[adj]

muhtemel

probablemente[adv]

muhtemelen

probador[n]

kabinde deneme odası,kabinde deneme odası

probar[v]

tatmak

probatoria[n]

deneme süresi,gözaltı süresi

probeta[n]

deney tüpü,test tüpü

problema[n]

sorun,problem

procedente[adj]

meşru

procedimiento[n]

prosedür

procesado[adj][n]

işlenmiş, hazırlanmış • sanık

procesador de textos[n]

kelime işlemci,metin işlemci

procesamiento[n]

kovuşturma,yargılama

procesar[v]

kovuşturmak

procesión[n]

alay,geçit töreni

proceso[n]

süreç

proceso judicial[n]

yargılama süreci

proceso patológico[n]

patolojik süreç

proclamación[n]

bildiri

procurar[v]

sağlamak,emin olmak

prodigio[n]

dahi,harika çocuk

prodigioso[adj]

olağanüstü,harika

producción[n]

üretim

producir[v]

üretmek,imal etmek

productividad[n]

verimlilik

productivo[adj]

verimli

producto[n]

ürün,mahsul

producto de belleza[n]

güzellik ürünü,güzellik malzemesi

productor[n]

yapımcı,prodüktör

LanGeek
Uygulamayı İndir