Ara
imminent
01
eli kulağında
(particularly of something unpleasant) likely to take place in the near future
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most imminent
karşılaştırma derecesi
more imminent
derecelendirilebilir
Örnekler
With tensions escalating between the two countries, war seemed imminent.
İki ülke arasındaki gerilimler tırmanırken, savaş yakın görünüyordu.
02
yakın, yaklaşan
referring to something that is on the verge of taking place
Örnekler
The team prepared for the imminent launch of the new product.
Ekip, yeni ürünün yaklaşan lansmanı için hazırlandı.
Leksikal Ağaç
imminently
imminentness
imminent
immin



























