Ara
imminent
01
eli kulağında
(particularly of something unpleasant) likely to take place in the near future
Örnekler
Despite efforts to contain the virus, health officials warned of the imminent spread of the disease.
Virüsü kontrol altına alma çabalarına rağmen, sağlık yetkilileri hastalığın yaklaşan yayılımı konusunda uyardı.
02
yakın, yaklaşan
referring to something that is on the verge of taking place
Örnekler
The imminent liftoff of the rocket had everyone at the control center on edge.
Roketin yaklaşan fırlatılışı, kontrol merkezindeki herkesi gergin hale getirdi.
Leksikal Ağaç
imminently
imminentness
imminent
immin



























