Ara
habitual
01
her zamanki
done regularly or repeatedly, often out of habit
Örnekler
Going to the gym every morning has become Mark 's habitual routine to stay in shape.
Her sabah spor salonuna gitmek, formda kalmak için Mark'ın alışılagelmiş rutini haline geldi.
02
alışılmış, alışkanlık haline gelmiş
(of a person) doing a certain behavior or action regularly or repeatedly
Örnekler
As a habitual runner, he never misses a day without going for a jog.
Alışılmış bir koşucu olarak, koşuya çıkmadan bir gün bile geçirmez.
Leksikal Ağaç
habitually
habitual
habit



























