Ara
Gut
Örnekler
The herbalist recommended a tea blend to soothe inflammation and support gut health.
Bitki uzmanı, iltihabı yatıştırmak ve bağırsak sağlığını desteklemek için bir çay karışımı önerdi.
02
cesaret, yürek
(always plural) determination to face danger, difficulty, or fear
Informal
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılamaz
Örnekler
He showed guts under pressure.
Baskı altında cesaret gösterdi.
03
bağırsak ipi, doğal bağırsak kordonu
a type of string or cord made from the natural fibers found in the intestines of animals, often used in sports equipment like tennis rackets or musical instruments
Örnekler
The fisherman used gut line for his fishing rods because of its strength.
Balıkçı, olta kamışları için bağırsak ipi kullandı çünkü dayanıklıydı.
04
boğaz, kanal
a narrow passage of water, typically connecting two larger bodies or cutting through land, often with strong currents
Örnekler
They anchored just outside the gut to avoid the swift current.
Hızlı akıntıdan kaçınmak için tam boğazın dışında demirlediler.
to gut
01
içini temizlemek
to remove the internal organs or intestines, typically from an animal, often for food preparation
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
gut
3. tekil kişi
guts
şimdiki zaman ortacı
gutting
basit geçmiş zaman
gutted
geçmiş zaman ortacı
gutted
Örnekler
The butcher is gutting the freshly caught salmon right now.
Kasap şu anda taze yakalanmış somonu temizliyor.
02
bir binanın içini tamamen yıkmak
to ruin the interior of a structure or vehicle, often through intense fire or damage, leaving only the outer shell intact
Örnekler
A lightning strike gutted the barn in minutes, destroying years of equipment.
Bir yıldırım düşmesi, ahırı dakikalar içinde harap etti ve yılların ekipmanını yok etti.
Leksikal Ağaç
gutless
guts
gut



























