fast
Pronunciation
/fæst/

"fast"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

fast
01

hızlı

having a high speed when doing something, especially moving
fast definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
fastest
karşılaştırma derecesi
faster
derecelendirilebilir
Örnekler
The fast roller coaster thrilled riders with its speed.
Hızlı roller coaster, hızıyla binicileri heyecanlandırdı.
02

hızlı, çabuk

at a rapid tempo
03

ileri, hızlı

(used of timepieces) indicating a time ahead of or later than the correct time
04

hızlı, duyarlı

(of a photographic lens or emulsion) causing a shortening of exposure time
05

sadık, bağlı

unwavering in devotion to friend or vow or cause
06

sabit, sağlam

securely fixed in place
07

hızlı, aceleci

hurried and brief
08

sınırsız, ahlak kurallarına uymayan

unrestrained by convention or morality
09

dayanıklı, solmaz

resistant to destruction or fading
10

hızlı, süratli

(of surfaces) conducive to rapid speeds
fast
01

hızlı

in a rapid or quick way
fast definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
Örnekler
The wind blew fast, causing the leaves to scatter across the yard.
Rüzgar hızlı esti, yaprakların bahçeye dağılmasına neden oldu.
02

sıkıca, sarıca

firmly or closely
Fast
01

oruç, yiyeceklerden uzak durma

abstaining from food
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
fasts
to fast
01

oruç tutmak

to go without food or drink for a period, often for religious or spiritual reasons
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
fast
3. tekil kişi
fasts
şimdiki zaman ortacı
fasting
basit geçmiş zaman
fasted
geçmiş zaman ortacı
fasted
Örnekler
He finds it difficult to fast for long hours.
Uzun saatler boyunca oruç tutmayı zor buluyor.
02

oruç tutmak, perhiz yapmak

abstain from certain foods, as for religious or medical reasons
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store