Ara
to fascinate
01
büyülemek, hayran bırakmak
to capture someone's interest or curiosity
Transitive: to fascinate sb
Örnekler
The intricate plot of the novel fascinates readers, keeping them engaged until the end.
Romanın karmaşık olay örgüsü okuyucuları büyüler, onları sonuna kadar meşgul eder.
02
büyülemek, hayran bırakmak
to make someone stand still or become motionless, often due to an irresistible or captivating influence
Transitive: to fascinate sb/sth
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
fascinate
3. tekil kişi
fascinates
şimdiki zaman ortacı
fascinating
basit geçmiş zaman
fascinated
geçmiş zaman ortacı
fascinated
Örnekler
The sheer intensity of the storm fascinated the onlookers, making them watch in silent awe.
Fırtınanın saf yoğunluğu, izleyenleri büyüledi ve onları sessiz bir hayranlıkla izlemelerine neden oldu.
03
büyülemek, hayran bırakmak
to draw someone in with an irresistible charm or allure
Transitive: to fascinate sb
Örnekler
The elegance of the dancer fascinated the audience, who could n't look away.
Dansçının zarafeti, izleyenleri büyüledi, gözlerini alamadılar.
Leksikal Ağaç
fascinated
fascinating
fascination
fascinate



























