erect
e
ɪ
i
rect
ˈrɛkt
rekt
/ɪˈrɛkt/

"erect"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to erect
01

dikmek, bina yapmak, tesis etmek

to build or assemble a structure or object in an upright position
Transitive: to erect a structure or object
to erect definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
erect
3. tekil kişi
erects
şimdiki zaman ortacı
erecting
basit geçmiş zaman
erected
geçmiş zaman ortacı
erected
Örnekler
The team successfully erected a large tent for the outdoor event, providing shelter for attendees.
Ekip, açık hava etkinliği için büyük bir çadır dikmeyi başardı ve katılımcılara barınak sağladı.
02

dikmek, kurmak

to lift, position, and fix something into an upright or vertical position
Transitive: to erect a vertical object
Örnekler
The flagpole was erected in front of the government building, proudly displaying the national flag.
Bayrak direği, hükümet binasının önüne dikildi ve ulusal bayrağı gururla sergiliyor.
erect
01

dik

straight, with an upright position
erect definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most erect
karşılaştırma derecesi
more erect
derecelendirilebilir
Örnekler
The erect sundial cast no shadow at midday.
Dik güneş saati öğle vakti gölge oluşturmadı.
02

erekte, sertleşmiş

(of sexual organs) firm, rigid, and standing upright due to sexual arousal
Örnekler
The diagram showed how muscles contribute to an erect posture.
Diyagram, kasların dik bir duruşa nasıl katkıda bulunduğunu gösterdi.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store