Ara
Elbow
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
elbows
Örnekler
The tennis player 's powerful serve put a lot of strain on her elbow.
Tenisçinin güçlü servisi dirseğine çok fazla yük bindirdi.
02
dirsek, keskin viraj
a sharp bend in a road or river
03
dirsek, dirsek eklemi
the joint of a mammal or bird that corresponds to the human elbow
04
dirsek, dirsek eklemini örten kol parçası
the part of a sleeve that covers the elbow joint
05
dirsek, dirsekli boru
a length of pipe with a sharp bend in it
to elbow
01
dirsek atmak, dirseklemek
to push someone with one's elbow
Transitive: to elbow sb
Örnekler
The children elbowed each other as they scrambled for the candy.
Çocuklar şeker için yarışırken birbirlerini dirseklediler.
02
dirsekle itmek
to use one's elbows to forcefully move through a crowd
Intransitive: to elbow to a direction
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
hareket fiili
düzenli
şimdiki zaman
elbow
3. tekil kişi
elbows
şimdiki zaman ortacı
elbowing
basit geçmiş zaman
elbowed
geçmiş zaman ortacı
elbow
Örnekler
The commuter elbowed past the slow walkers to catch the train.
Banliyö yolcusu, trene yetişmek için yavaş yürüyenlerin arasından dirsek atarak geçti.



























