Ara
to drip
01
damlamak
(particularly of water) to fall in small amounts of droplets
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
düzenli
şimdiki zaman
drip
3. tekil kişi
drips
şimdiki zaman ortacı
dripping
basit geçmiş zaman
dripped
geçmiş zaman ortacı
dripped
Örnekler
Paint dripped from the brush onto the canvas as the artist worked on their masterpiece.
Ressam şaheseri üzerinde çalışırken, boya fırçadan tuvalin üzerine damlıyordu.
02
damlamak, damlatmak
to let liquid fall in small drops
Transitive: to drip a liquid
Örnekler
He dripped a few drops of essential oil into the diffuser.
O, difüzöre birkaç damla uçucu yağ damlattı.
Drip
01
damlama, damlatma
flowing in drops; the formation and falling of drops of liquid
02
damlama sesi
a sound made by liquid falling in drops or trickles
03
bir sıkıcı, bir can sıkıcı
a dull or irritating individual
Dialect
British
offensive
slang
Örnekler
The party died when the drip started lecturing everyone on politics.
Parti, sıkıcı herkese siyaset hakkında ders vermeye başladığında öldü.
04
yağmur suyunu akıtan çıkıntı
a projecting edge used to redirect water away from a building's surface
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
drips
05
tarz, stil
style or swagger, especially shown through fashionable or expensive clothing
slang
Örnekler
Everyone at the party complimented his drip.
Partideki herkes onun dripini övdü.
Leksikal Ağaç
dripping
drip



























