Ara
Din
01
gürültü
an unpleasant and loud noise that could be heard for an extended amount of time
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
dins
Örnekler
Amid the debate, the din of competing voices made it difficult for anyone to be heard clearly.
Tartışma sırasında, rekabet eden seslerin gürültüsü herhangi birinin net bir şekilde duyulmasını zorlaştırdı.
02
gürültü, patırtı
the act of making a noisy disturbance
to din
01
bellemek, aşılamak
to force an idea, fact, or lesson into someone's mind through persistent and repeated emphasis
Transitive: to din sth | to din sth into sb
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
din
3. tekil kişi
dins
şimdiki zaman ortacı
dinning
basit geçmiş zaman
dinned
geçmiş zaman ortacı
dinned
Örnekler
The slogan was dinned into the public through endless advertising.
Slogan, sonsuz reklamlarla halka belletti.
02
gürültüyle yankılanmak, gümbürdemek
to produce a loud, continuous, and resonant noise, often deep or echoing like heavy machinery or artillery
Intransitive
Örnekler
Waves dinned against the rocky shore with relentless force.
Dalgalar, acımasız bir güçle kayalık kıyıya gürledi.



























