descendant
desc
ˈdɪs
dis
en
ɛn
en
dant
dənt
dēnt
dependantdefendantdescendent

"descendant"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Descendant
01

torun

someone who shares the same blood with a specific person who lived many years ago 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
descendants
Örnekler
The historian traced her family's lineage back to a prominent historical figure, claiming to be a direct descendant. 

Tarihçi, ailesinin soyunu önemli bir tarihi şahsiyete kadar takip etti ve doğrudan bir torun olduğunu iddia etti.

02

torun, mirasçı

something that has developed from an earlier thing and still shows some connection to its original form or design 
Örnekler
The modern computer is a descendant of early calculating machines. 

Modern bilgisayar, ilk hesap makinelerinin bir torunudur.

descendant
01

azalan

moving from a higher to a lower place or position 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
niteliksel
üstünlük derecesi
most descendent
karşılaştırma derecesi
more descendent
derecelendirilebilir
Örnekler
The descendent path was steep, making hiking quite challenging. 

Aşağı inen yol dikti, bu da yürüyüşü oldukça zorlaştırıyordu.

02

-in soyundan gelen kimse

originating from a particular ancestor 
Örnekler
The family is proud to be descendant from early settlers. 

Aile, ilk yerleşimcilerin torunu olmaktan gurur duyuyor.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store