deceit
de
di
ceit
ˈsi:t
sit
decentdecet

"deceit"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Deceit
01

dolandırıcılık

a tendency toward dishonesty, falseness, or misleading behavior 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılamaz
Örnekler
His reputation for deceit made colleagues wary of sharing confidential information. 

Aldatma konusundaki itibarı, meslektaşlarının gizli bilgileri paylaşmaktan çekinmesine neden oluyordu.

02

düzenbazlık

the action or practice of causing someone to believe something false, especially by concealment, misrepresentation, or trickery 
Örnekler
The scheme depended on the deceit of investors who never received promised returns. 

Plan, vaat edilen getirileri asla almayan yatırımcıların aldatılmasına dayanıyordu.

03

aldatma, hile

a specific lie or trick intended to mislead or defraud 
Örnekler
The apology was revealed as a deceit when the original message surfaced. 

Özür, orijinal mesaj ortaya çıktığında bir aldatmaca olarak ortaya çıktı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store