Ara
a little
dil bilgisi bilgileri
karşılaştırılamaz
Örnekler
She smiled a little when she heard the news.
Haberleri duyduğunda biraz gülümsedi.
1.1
biraz, hafifçe
used to express a slight change, difference, or movement
Örnekler
The car moved a little closer to the curb.
Araba kaldırıma biraz daha yaklaştı.
02
biraz, kısa bir süre
used to indicate a short duration of time
Örnekler
Stay here a little while I get the phone.
Ben telefonu alırken burada biraz kal.
Yakın Kelimeler



























