to catapult
ca
ˈkæ
ta
pult
pʌlt
palt

"catapult"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to catapult
01

fırlatmak, hızla atmak

to throw something or someone with a sudden and forceful motion 
Transitive: to catapult sb/sth somewhere | to catapult sb/sth some distance
to catapult definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
düzenli
şimdiki zaman
catapult
3. tekil kişi
catapults
şimdiki zaman ortacı
catapulting
basit geçmiş zaman
catapulted
geçmiş zaman ortacı
catapulted
Örnekler
The young inventor built a small model to catapult marbles across the room. 

Genç mucit, odanın içinde misketleri fırlatmak için küçük bir model yaptı.

02

fırlatmak, yükseltmek

to cause someone or something to rise quickly to a much higher level of success, importance, or attention 
Örnekler
The film catapulted her to international fame. 

Film onu uluslararası üne fırlattı.

Catapult
01

mancınık

a large weapon that was used in ancient times to throw stones or other objects with great force 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
catapults
Örnekler
Medieval siege engineers designed ever larger catapults capable of hurling massive projectiles to bring down fortification towers. 

Ortaçağ kuşatma mühendisleri, tahkimat kulelerini yıkmak için büyük mermiler fırlatabilen giderek daha büyük mancınıklar tasarladı.

02

sapan, mancınık

a small hand-held device, typically Y-shaped with elastic, used to launch small stones or other projectiles 
Örnekler
He made a catapult from a branch and some rubber bands. 

Bir dal ve birkaç lastik banttan bir mancınık yaptı.

03

katapult, uçak gemisi katapultu

a mechanical device used to launch aircraft from the deck of a warship 
Örnekler
The fighter jet was launched using the carrier's catapult. 

Savaş uçağı, uçak gemisinin katapultu kullanılarak fırlatıldı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store