callus
ca
ˈkæ
llus
ləs
lēs
callous

"callus"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Callus
01

nasır

an area of skin that has turned hard and rough by being constantly exposed to friction 
callus definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
calluses
Örnekler
The weightlifter's palms were covered in thick calluses from lifting heavy weights. 

Haltercinin avuç içleri, ağır ağırlık kaldırmaktan dolayı kalın nasırlarla kaplıydı.

02

kallus, nasır

a localized thickening of plant tissue, often appearing as a stiff or hardened protuberance 
Örnekler
The orchid developed a callus on the lip of its flower. 

Orkide, çiçeğinin dudağında bir nasır geliştirdi.

03

kallus, kırık kallusu

bony tissue that forms at the site of a fractured bone during the healing process 
Örnekler
X-rays showed a callus forming around the broken arm. 

Röntgenler, kırık kolun etrafında bir kallus oluştuğunu gösterdi.

to callus
01

nasırlaşmak, nasır oluşturmak

to form a localized thickening of tissue 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
callus
3. tekil kişi
calluses
şimdiki zaman ortacı
callusing
basit geçmiş zaman
callused
geçmiş zaman ortacı
callused
Örnekler
After repeated friction, the plant stem began to callus naturally. 

Tekrarlanan sürtünmeden sonra, bitki sapı doğal olarak kallus oluşturmaya başladı.

02

nasırlaştırmak, kallus oluşturmak

to cause a callus to form on a plant or plant tissue 
Örnekler
The gardener callused the cut end of the stem before grafting. 

Bahçıvan, aşılama yapmadan önce sapın kesik ucunu kalluslaştırdı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store