Ara
one's bread and butter
01
ana gelir kaynağı, ekmek kapısı
the main source of a person or business's income
idiom
Örnekler
Do not ignore small clients; they are our bread and butter.
Küçük müşterileri göz ardı etme; onlar bizim ekmek kapımız.
bread-and-butter
01
temel, asıl
*** providing a basic means of subsistence
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
ilişkisel
derecelendirilemez
Örnekler
a bread-and-butter job
geçimlik bir iş
02
günlük, temel
*** relating to people's practical, everyday needs and concerns
Örnekler
These are hardly the bread-and-butter concerns of struggling farmers.
Bunlar, mücadele eden çiftçilerin temel endişeleri değildir.



























