bracket
bra
ˈbræ
brā
cket
kɪt
kit
brocket

"bracket"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Bracket
01

köşeli ayraç

each of the two symbols [ ] used to indicate that the enclosed numbers or words should be considered separately 
bracket definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
brackets
Örnekler
In mathematical expressions, brackets [ ] are used to group terms or indicate priority in operations. 

Matematiksel ifadelerde, köşeli parantezler [ ] terimleri gruplamak veya işlemlerde önceliği belirtmek için kullanılır.

02

perde askı aparatı

a device used to hold up or stabilize objects, such as rods or hardware for window coverings 
bracket definition and meaning
Örnekler
She adjusted the brackets to make sure the curtain rods were level. 

Perde çubuklarının düz olduğundan emin olmak için braketleri ayarladı.

03

açılı parantez, büyük/küçük işareti

either of the symbols < or > used in programming, sometimes for enclosing text 
Örnekler
HTML tags are enclosed in brackets. 

HTML etiketleri köşeli parantezler içine alınır.

04

kategori, dilim

a classification or grouping that falls within defined limits 
Örnekler
People in the same income bracket pay similar taxes. 

Aynı gelir dilimindeki insanlar benzer vergiler öder.

05

altından destekle tutturulmuş raf

a projecting element from a wall that supports or decorates another part, such as a shelf, beam, or cornice 
Örnekler
The shelf rests on decorative brackets. 

Raf, dekoratif braketler üzerinde duruyor.

06

parantez, köşeli parantez

each of the two curved marks ( ) used in writing to enclose information 
Örnekler
Please read the information in the brackets for further details. 

Daha fazla ayrıntı için lütfen parantez içindeki bilgileri okuyun.

to bracket
01

kategorize etmek, sınıflandırmak

to place into a category or range based on shared characteristics 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
bracket
3. tekil kişi
brackets
şimdiki zaman ortacı
bracketing
basit geçmiş zaman
bracketed
geçmiş zaman ortacı
bracketed
Örnekler
Bracket similar items together for comparison. 

Benzer öğeleri karşılaştırma için gruplandırın.

02

parantez içine almak, köşeli parantez içine almak

to place text or numbers within brackets 
Örnekler
The editor bracketed the added comment. 

Editör, eklenen yorumu köşeli parantez içine aldı.

03

sabitlemek, desteklemek

to secure or support something using a projecting bracket 
Örnekler
The shelf was bracketed to the wall. 

Raf, duvara braketlenmişti.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store