Ara
in the same vein
/ɪnðə sˈeɪm vˈeɪn/
in the same vein
01
aynı doğrultuda, benzer şekilde
in a similar or related manner
Örnekler
The politician addressed issues of social inequality in her speech. In the same vein, she advocated for policies that promote equality and justice for all citizens.
Politikacı konuşmasında sosyal eşitsizlik sorunlarına değindi. Aynı doğrultuda, tüm vatandaşlar için eşitliği ve adaleti teşvik eden politikaları savundu.



























