Ara
to fall on
01
düşmek, maruz kalmak
to experience a particular situation or outcome
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
durum fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
on
temel fiil
fall
şimdiki zaman
fall on
3. tekil kişi
falls on
şimdiki zaman ortacı
falling on
basit geçmiş zaman
fell on
geçmiş zaman ortacı
fallen on
Örnekler
The community had to fall on hard times when the economic recession hit the region.
Topluluk, ekonomik durgunluk bölgeyi vurduğunda zor zamanlar yaşamak zorunda kaldı.
02
sorumluluk almak
to be assigned to a new responsibility
Örnekler
With the sudden departure of the team leader, the responsibility to oversee the project fell on Sarah's shoulders.
Takım liderinin ani ayrılışıyla, projeyi denetleme sorumluluğu Sarah'nın omuzlarına düştü.



























