Ara
to play with
[phrase form: play]
01
oynamak, denemek
to consider an idea or possibility without fully committing to it
Örnekler
I 've played with the idea of moving abroad, but I'm not sure yet.
Yurtdışına taşınma fikriyle oynadım, ama henüz emin değilim.
02
oynamak, kurcalamak
to casually or aimlessly touch something
Örnekler
Whenever he 's thinking deeply, he tends to play with his pen.
Derin derin düşündüğü zamanlarda, kalemiyle oynamaya meyillidir.
03
oynamak, kandırmak
to deceive someone for amusement or personal gain
Örnekler
He 's known to play with his opponents, feeding them incorrect information to gain an advantage.
Rakipleriyle oynamasıyla tanınır, avantaj sağlamak için onlara yanlış bilgi verir.



























