Ara
to pour in
01
doluşmak, akın etmek
to come or be received in large quantities or amounts, typically in a continuous and overwhelming manner
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
hareket fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
in
temel fiil
pour
şimdiki zaman
pour in
3. tekil kişi
pours in
şimdiki zaman ortacı
pouring in
basit geçmiş zaman
poured in
geçmiş zaman ortacı
poured in
Örnekler
The news of the victory spread quickly, and congratulations poured in from friends and family.
Zafer haberi hızla yayıldı ve arkadaşlardan ve aileden tebrikler yağmaya başladı.
02
doluşmak, akın etmek
(of people) to go or arrive somewhere in large numbers
Örnekler
As soon as the gates opened, fans poured in, eager to get the best seats for the concert.
Kapılar açar açmaz, hayranlar doluştu, konser için en iyi koltukları kapmak için sabırsızlanıyorlardı.



























