Ara
to draw into
[phrase form: draw]
01
dahil etmek, sürüklemek
to involve someone in a discomforting or challenging situation
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılabilir
edat
into
temel fiil
draw
şimdiki zaman
draw into
3. tekil kişi
draws into
şimdiki zaman ortacı
drawing into
basit geçmiş zaman
drew into
geçmiş zaman ortacı
drawn into
Örnekler
The country was drawn into a diplomatic crisis following the border dispute.
Ülke, sınır anlaşmazlığının ardından diplomatik bir krize çekildi.
02
varmak, girmek
to reach or arrive at a particular place
Örnekler
The plane is scheduled to draw into the airport runway within the next hour.
Uçağın önümüzdeki bir saat içinde havaalanı pistine varması planlanıyor.
03
içine çekmek, solumak
to take air or something else into one's body through breathing
Örnekler
The swimmer emerged from the water, drawing into her body a deep breath of fresh air.
Yüzücü sudan çıktı, vücuduna derin bir nefes taze hava çekti.



























