weakness
weak
ˈwik
vik
ness
nəs
nes
/wˈiːknəs/

"weakness"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Weakness
01

güçsüzlük

lack of power or ability to act effectively
Örnekler
Recognizing one 's weakness can help in planning strategies.
Kişinin zayıflığını tanımak, stratejiler planlamada yardımcı olabilir.
02

zayıf nokta

a flaw, defect, or vulnerable point in something or someone
Örnekler
Every design has potential weaknesses under stress.
Her tasarımın stres altında potansiyel zayıflıkları vardır.
03

zayıflık, güçsüzlük

lack of physical or mental strength
Örnekler
Weakness in the muscles made lifting difficult.
Kaslardaki zayıflık kaldırmayı zorlaştırıyordu.
04

zayıflık, zaaf

a strong liking for something, even if it is not advisable
Örnekler
The politician had a weakness for flattery.
Politikacının yaltaklanmaya karşı bir zayıflığı vardı.
05

zayıflık, kırılganlık

a state of financial insufficiency or fragility
Örnekler
Investors noticed the weakness in the startup's balance sheet.
Yatırımcılar, startup'ın bilançosundaki zayıflığı fark etti.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store