Ara
to walk out
[phrase form: walk]
01
çekip gitmek
to leave suddenly, especially to show discontent
Intransitive: to walk out | to walk out of a place or situation
Örnekler
They walked out of the conference in response to the unfair decision.
Haksız karara tepki olarak konferanstan ayrıldılar.
02
aniden ayrılmak, terk etmek
to suddenly leave one's family or partner and start living somewhere else
Intransitive
Örnekler
Tired of the constant conflicts, Mark 's spouse walked out, leaving him to find peace on his own.
Sürekli çatışmalardan bıkan Mark'ın eşi ayrıldı, onu kendi başına huzur bulmaya bıraktı.
03
biriyle çıkmak, birisiyle romantik bir ilişki içinde olmak
to be in a romantic relationship with someone
Intransitive
Örnekler
They 've been walking out for a while now, and their friends are excited about their relationship.
Bir süredir çıkıyorlar ve arkadaşları onların ilişkisi hakkında heyecanlı.
04
eşlik etmek, dışarı çıkarmak
to accompany someone out of a place
Transitive: to walk out sb
Örnekler
We'll walk you out when you're ready to go.
Gitmeye hazır olduğunuzda sizi dışarı eşlik edeceğiz.



























