Ara
unfortunate
01
talihsiz
experiencing something bad due to bad luck
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
niteliksel
üstünlük derecesi
most unfortunate
karşılaştırma derecesi
more unfortunate
derecelendirilebilir
Örnekler
He considered it unfortunate that he had to miss the family reunion because of a scheduling conflict.
Program çakışması nedeniyle aile birleşimini kaçırmak zorunda kalmasını talihsiz olarak değerlendirdi.
02
talihsiz
not auspicious; boding ill
03
talihsiz, üzücü
unsuitable or regrettable
Unfortunate
01
talihsiz, bahtsız
a person who suffers misfortune
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
unfortunates
Leksikal Ağaç
unfortunate
fortunate



























