Ara
to trickle
01
damlamak, sızmak
to flow slowly in small amounts or drops
Intransitive: to trickle somewhere
Örnekler
Sweat trickled down his back as he worked under the hot sun.
Sıcak güneşin altında çalışırken sırtından ter süzülüyordu.
Trickle
01
damla, sızıntı
a small, slow flow of liquid
Örnekler
The melting snow formed a trickle that ran down the mountainside.
Eriyen kar, dağın yamacından aşağı akan bir sızıntı oluşturdu.
02
damla, sızıntı
a small, steady flow of people moving slowly or in small numbers
Örnekler
A trickle of visitors wandered through the art gallery on a quiet afternoon.
Sakin bir öğleden sonra, sanat galerisinde damlama şeklinde gelen ziyaretçiler geziniyordu.



























