Ara
to snare
01
tuzak kurmak, yakalamak
to catch something cleverly or with a device
Transitive: to snare a person or animal
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
snare
3. tekil kişi
snares
şimdiki zaman ortacı
snaring
basit geçmiş zaman
snared
geçmiş zaman ortacı
snared
Örnekler
The hunter snares rabbits using carefully placed traps.
Avcı, dikkatlice yerleştirilmiş tuzaklar kullanarak tavşanları tuzağa düşürür.
02
tuzak kurmak, yakalamak
to achieve something through clever or skillful tactics
Transitive: to snare sb/sth
Örnekler
He snared a rare opportunity to work with top experts in the field.
O, alanında en iyi uzmanlarla çalışmak için nadir bir fırsat yakaladı.
Snare
01
trampet, zilli davul
a small drum with two heads and a snare stretched across the lower head
02
tuzak, kapan
something (often something deceptively attractive) that catches you unawares
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
snares
03
tuzak, kapan
a trap for birds or small mammals; often has a slip noose
04
trampet telleri, trampet ipleri
strings stretched across the lower head of a snare drum; they make a rattling sound when the drum is hit
05
kement, cerrahi tuzak
a surgical instrument consisting of wire hoop that can be drawn tight around the base of polyps or small tumors to sever them; used especially in body cavities
Leksikal Ağaç
ensnare
snarer
snare



























