Ara
to slow down
[phrase form: slow]
01
yavaşlamak
to move with a lower speed or rate of movement
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
hareket fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
down
temel fiil
slow
şimdiki zaman
slow down
3. tekil kişi
slows down
şimdiki zaman ortacı
slowing down
basit geçmiş zaman
slowed down
geçmiş zaman ortacı
slowed down
Örnekler
She had to slow down because she was getting out of breath.
Nefesi kesildiği için yavaşlamak zorunda kaldı.
02
yavaşlamak, hızını azaltmak
to make something go at a slower speed or pace
Transitive: to slow down a process
Örnekler
The rainstorm slowed down construction work on the building.
Sağanak, binadaki inşaat çalışmalarını yavaşlattı.
03
rahatlamak
(of a person) to start taking things less seriously and try to enjoy life a bit more
Intransitive
Örnekler
The doctor advised him to slow down and prioritize rest to improve his overall health.
Doktor, genel sağlığını iyileştirmek için yavaşlamasını ve dinlenmeye öncelik vermesini tavsiye etti.



























